Yapılan arastırmalar sonucunda adaçayının antioksidan etkisinin bulundugu belirtildi. Adaçayının soguk algınlıgının etkilerini azaltmak için yardımcı oldugunu vurgulayan Türk Fitoterapi Dernegi Baskanı Prof. Dr. Ekrem Sezik, bogaz agrılarında adaçayı ile gargara yapılmasını öneriyor. Sezik, siyah çaya alternatif olarak içilen bitki çayları arasında önemli bir yere sahip olan adaçayının poset çaylarının oldugunu da söylüyor.
Farklı ülkelerde yapılan çok sayıda arastırma sonucu bu bitkinin iltihap giderici, antimikrobiyal ve antioksidan etkileri oldugunun tespit edildi.

ADAÇAYI NASIL KULLANILIR?

Anti oksidan etki için. “Porselen bir kupa içine bir poşet adaçayı konur, üzerine kaynar su ilâve edilir, 5 dakika kadar bekleti lip, poşet çıkarılır ve içilir. Fazla tutulursa acı maddeler de suya geçeceği için, içilemeyecek bir lezzet meydana gelir. Günde 3 kupa adaçayı içilmesi yeterli anti – oksidan alımını sağlayacaktır. Şeker ilâvesi isteğinize bağlı.”

SOĞUK ALGINLIĞINDA…

“Çay olarak içilmesi ve gargara yapılmasını tavsiye ediliyor. Çayı, anti oksidan etki için kullanılan hazırlama yöntemi ile hazırlanır. Hastalık sırasında ve iyileşti kten sonra birkaç gün, günde 4-5 kupa içilmesi yeterli. Senteti k maddelerden hazırlanan gargaralar yerine adaçayı ile gargara yapılması da boğaz ağrısı olanları rahatlatacaktır. Gargara şu şekilde hazırlanır: 1 poşet adaçayı, porselen bir kupaya konur üzerine kaynar su ilâve edilir, 10 dakika kadar bekleti lir. Poşet çıkarılır, ılık hale gelmesine kadar beklenir ve ılık çay ile gargara yapılır. Günde 5-6 defa gargara yapılmasında yarar var. Her gargaradan sonra 1 saat kadar herhangi bir şey yiyip içilmemeli ki gargara etkili olsun.

Adaçayının lezzet kültürümüzdeki yerini tarihsel açıdan degerlendiren Ekrem Sezik sunları söylüyor: “Altmıslı yıllarda, Türkiye’de Mugla – Marmaris çevresindeki kahvelerde ve halk arasında çay olarak daha çok adaçayı içilirdi. Hafi f sarı renkli ve kendine has kokulu olan bu çay, diger bölgelerde pek bilinmezdi. Turizmin ve iletisimin artması sonucu, yavas yavas büyük sehirlere yayılmaya basladı. Aktarlarda demetler halinde satılmaya basladı ve hâlâ satılıyor. O kadar yayıldı ki, simdi siyah çaya alternatif olarak içilen bitki çayları arasında önemli bir yere sahip ve poset çayları da var.” Adaçayının bilimsel adı, “Salvia fruticosa” olan çalı seklinde bir bitki oldugunu belirten Ekrem Sezik sözlerine söyle devam ediyor: “Batı ve Güney Anadolu’da Akdeniz iklimine sahip bölgelerde yabani olarak yetisiyor. Son yıllarda az da olsa kültürü yani tarımı da yapılmaya basladı. Bir de bilimsel adı Salvia offi cinalis olan ‘tıbbi adaçayı’ var. Bu bitkinin yaprakları, degisik tıbbi amaçlarla kullanılıyor. Bitki, Türkiye’de yetismiyor ama yetistiriliyor. Tıbbi adaçayının tasıdıgı uçucu yagın kimyasal yapısı adaçayından farklı. Konumuz degil ama karısıklık olmaması için hatırlatmak istedim.” Türk Fitoterapi Dernegi Baskanı Prof. Dr. Ekrem Sezik, adaçayının bitkinin tüylü yapraklarının veya yapraklı saplarının kurutulması ile elde edildigini söylüyor. Halk arasında çay olarak içilmesinin yanında halk ilacı olarak bilhassa sogukalgınlıgında kullanıldıgını belirten Sezik, bitkinin yararlarına iliskin su bilgileri veriyor:
“Adaçayı bitkisi Kıbrıs, Yunanistan,Ürdün, Lübnan, İsrail gibi Akdeniz ülkelerinde de yabani olarak yetişiyor ve bu ülkelerde de halk ilacı olarak soğuk algınlığı, hâttâ şeker hastalığında kullanılıyor. Halk ilacı olmasından dolayı son yıllarda üzerinde pek çok araştırma yapıldı.
Değişik ülkelerde yapılan çok sayıda araştırma sonucu, iltihap giderici, antimikrobiyal, antioksidan etkilerinin olduğu bulundu. Antimikrobiyal etkisinin bulunmasından dolayı, soğuk algınlığı, nezle vb. üst solunum yolu rahatsızlıklarında kullanılması tavsiye edilmekte. Antioksidan etki de çok önemli. Kısacası, keyif için veya siyah çayın yerine bir seçenek olarak içilen adaçayını, artık yararlı etkilere sahip şifalı bir çay olarak değerlendiriyoruz.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here